Haftalık müzik önerilerinde “DBX to TLV” diye bir şarkı ile karşılaştığımda içimden “Vay be! Ne İbrahim Anlaşmaları’ymış” dedim. Çünkü DBX Dubai, TLV de Tel Aviv’in uçuş kodu. Yolculuk Tel Aviv’den Dubai’ye, İsrail’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yani…
Bir zamanlar adını yan yana görmenin bile zor olduğu bu iki ülke, Donald Trump’ın öncülük ettiği İbrahim Anlaşmaları imzalandığından beri ilişkileri hızla normalleşmeye başladı.
Tel Aviv'den Dubai'ye Bir Göç Hikayesi · Scrolli
İbrahim Anlaşmaları İngilizce ismiyle Abraham Accords. Anlaşma Eylül 2020’de İsrail, BAE ve Bahreyn arasında imzalandı. İsrail’in bölgesindeki izolasyonuna son verme amacıyla atılan bu adım iki Arap ülkesi ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkileri normalleştirmenin ilk nişanesiydi. Aynı yıl anlaşmaya Fas ve Sudan'a da dahil oldu. İsrail ile ilişkileri normalleştiren sıradaki ülkenin Suudi Arabistan olup olmayacağı merak ediliyor.
Ben de İsrail’in en ünlü şarkıcılarından biri olan Omer Adam böyle bir şarkı yapınca, ne yalan söyleyeyim, ısmarlama iş diye düşündüm. Normalleşmenin bir nişanesi. Ama basit bir internet aramasıyla işin hiç de benim düşündüğüm gibi olmadığını gördüm.
Google’a “Omer Adam” ve “Dubai” yazar yazmaz karşıma 2020’de, İbrahim Anlaşmaları imzalandıktan sonra Şeyh Hamad bin Halife el Nahyan’ın davetlisi olarak gittiği Dubai’ye çekilen fotoğrafı çıktı. Haberlere göre Omer Adam İsrail’de dönmeden önce el Nahyan’ın doğum günü partisine de katılmıştı.
Biraz daha araştırdıkça bu kez Yedioth Ahronot’tan iki haber önüme düştü. Şubat tarihli ilk haberden öğreniyorum ki Omer Adam zaten Dubai’ye taşınmış. Gazetenin iddiasına göre Adam’ın bu kararında “tartışmalı yaşam tarzı, şarkı sözleri ve konserlerinde dinleyicilere yönelik saygısız davranışları” etkili olmuştu.
Gazete bununla yetinmemiş olacak ki iki ay sonra, yani nisanda bu kez Dubai’ye giderek bir haber yapmış. Başlığı da şu “Tel Aviv'den Dubai'ye: Omer Adam'ın göz alıcı yeni hayatının içinden.” Haberde Omer Adam’ın dünyanın en yüksek binası ünvanlı Burj Halifa manzaralı lüks evinden, koşer yani Yahudi inancına göre beslendiğinden, kente hızla uyum sağladığından ve şehirde ciddi bir üne sahip olduğundan bahsediliyordu. Okumaya devam ettikçe konunun ne müzik ne de hayat tarzı ile ilgili olduğunu anladım. Peki neden para olabilir miydi?
Dubai kelimenin tam anlamıyla birvergi cenneti. Çünkü Dubai’nin de parçası olduğu BAE’de uzun bir süre sadece kurumlar gelir vergisi ödemekle mükellefti. O da yalnızca petrol şirketleri ve yabancı bankalar için geçerliydi. Bu sayede binlerce, hatta on binlerce start-up şirketi işlerini Dubai’den yürüttü. Kentte uygulanan vergi sistemi sayesinde şirketler çifte vergi ödemekten kurtuluyordu, Dubai de yatırım almış oluyordu. Üstelik ultra zenginleri ülkeye çekerek kendisini bir turizm merkezine de dönüştürdü. Gerçek bir kazan-kazan.
Bu durum 1 Haziran itibarıyla kısmen değişti. 2018’de yüzde 5’lik KDV uygulamasını yürürlüğe koyan BAE, yaz başında geliri 375 bin dirhemin yani yaklaşık 100 bin doların üzerinde olan şirketlerden vergi almaya başladı. Oran ise yüzde 9. Kazancı bunun altında olan şirketler vergiden muaf tutuldu. Amaç start-up’ları desteklemek, yani “yatırım cenneti” ünvanını korumak.